Sıfır, sayı olarak insanlığın çok geç keşfettiği bir fikirdir
İnsanlar binlerce yıl saydı, hesap yaptı, ticaret kurdu; ama "hiçliği" bir SAYI olarak yazmak çok sonra, görece geç gelen bir buluştu.
Sıfır sana apaçık geliyor. Peki "hiç"i nasıl bir rakamla gösterirsin ve neden bu zor bir fikir?
Birçok uygarlık "boş" bir basamağı göstermek için bir yer tutucu kullandı; ama sıfırı kendi başına, üzerinde işlem yapılabilen bir SAYI olarak ele almak farklı ve zor bir adımdı. Bu adımı netleştiren kaynaklardan biri, MS 628'de Hintli matematikçi Brahmagupta'nın sıfırla aritmetik kurallarını yazdığı eserdir.
Sıfır fikri Hindistan'dan İslam dünyasına, oradan Avrupa'ya yayıldı ve bugünkü konumsal sayı sistemimizin temeli oldu. Sıfır olmadan negatif sayılar, ondalıklar, cebir ve ikili sistem (dolayısıyla bilgisayarlar) düşünülemezdi.
Yani "hiç"i bir şey olarak yazabilmek, matematiğin en güçlü sıçramalarından biriydi.
En sıradan görünen kavramlar bile icat edilmek zorundaydı. Sıfır olmadan modern matematik, bilim ve bilgisayarlar olmazdı.
Kaynaklar
- Brahmasphutasiddhanta (sifirla aritmetik kurallari) - Brahmagupta, MS 628
- The Nothing That Is: A Natural History of Zero - Robert Kaplan, 1999
Buradan nereye?
İlk yazı şiir ya da destan değildi; kimin kaç koyunu, kaç ölçek tahılı olduğunu tutan kayıtlardı. Edebiyat çok daha sonra geldi.
KeşfetSonsuz tek bir şey değildir. Sayma sayıları sonsuzdur; ama 0 ile 1 arasındaki sayılar "daha kalabalık" bir sonsuzdur — ve bu kanıtlanabilir.
KeşfetYeterince güçlü her tutarlı matematik sistemi, içinde doğru olduğu hâlde o sistemde asla kanıtlanamayan ifadeler barındırır.
Keşfet