Keşfet
FelsefeOrta3 dk

Yeni bir soru çoğu zaman yeni bir deneyimden doğar

Bir şeyi gerçekten merak etmen için çoğu zaman önce onu deneyimlemen gerekir; soru, bilgiden değil, içine girdiğin yeni bir durumdan doğar.

Bildiğin nokta

Bir yeri ilk kez gördüğünde ya da bir şeyi ilk kez kendi gözünle deneyimlediğinde aklına üşüşen 'acaba'lar — aynı konuyu kitapta okurken o sorular gelmemişti.

Soru, çoğu zaman bilgiden değil yenilikten doğar. Bilişsel bilimde meraka dair en bilinen açıklamalardan biri George Loewenstein'ın "bilgi boşluğu" kuramıdır: merak, ne bildiğinle ne bilmek istediğin arasında bir boşluk fark ettiğinde ortaya çıkar. Ama bu boşluğu fark etmek için önce o boşluğun kenarına gelmen gerekir.

Yeni bir ortama girmek tam da bunu yapar. Daha önce hiç durmadığın bir yerde durmak, hiç görmediğin bir veriyi incelemek, zihnine ders kitabının asla tetiklemeyeceği ayrıntıları sokar. Bir gezegenin yüzeyinde "durmak" ya da bir organın içinde "dolaşmak" gibi fiziksel olarak imkânsız deneyimler bugün benzetim (simülasyon) ile mümkün; ve çoğu zaman sadece o ortamın içinde bulunmak bile, sınıfta hiç akla gelmeyecek soruları doğurur.

Buradaki ince nokta şu: deneyim çoğu zaman sorudan önce gelir. Cevabı aramaya başlamadan önce, sorunun kendisinin doğması gerekir — ve sorular en çok, daha önce hiç bulunmadığın yerlerde doğar.

Neden önemli?

Merak rastgele değildir; yeni ortam ve yeni veriyle tetiklenir. Bu yüzden 'henüz doğmamış sorular' çoğu zaman henüz yaşanmamış deneyimlerin ardında saklıdır.

Kaynaklar

Buradan nereye?

Daha fazla keşfet