Bilmek ile doğru sanmak her zaman aynı şey değildir
Bir şeyi doğru kabul edip haklı çıkman, onu gerçekten bildiğin anlamına gelmeyebilir; bazen sadece şanslısındır.
Sınavda emin olmadığın bir soruda tahmin yürüttün ve doğru çıktı. Cevabın doğruydu, ama onu biliyor muydun?
Klasik tanıma göre bilgi, "gerekçelendirilmiş doğru kanı"dır: bir önermeyi (1) doğru kabul edersin, (2) o gerçekten doğrudur, (3) bunu destekleyen geçerli bir gerekçen vardır. 1963'te Edmund Gettier basit örneklerle bu tanımın yetersiz olduğunu gösterdi: gerekçen makul ve sonucun doğru olsa bile, doğruluk şans eseri ortaya çıkmışsa buna "bilgi" demek tartışmalı hâle gelir.
Klasik bir örnek: Duvardaki durmuş bir saat günde iki kez doğru saati gösterir. Tam o anlardan birinde saate bakıp "saat üç" dersen doğru söylersin ve saate bakmak makul bir gerekçedir; ama bunu gerçekten bildiğin söylenebilir mi? Bilgi kuramı (epistemoloji) "bilmek nedir?" sorusunu hâlâ tartışıyor.
Sorgulama temelli düşünmenin kalbi: bir şeyi neye dayanarak doğru kabul ettiğini ve onu nasıl bildiğini ayırt etmek.
Kaynaklar
- The Analysis of Knowledge (Gettier Problem) — Stanford Encyclopedia of Philosophy
Buradan nereye?
Yeterince güçlü her tutarlı matematik sistemi, içinde doğru olduğu hâlde o sistemde asla kanıtlanamayan ifadeler barındırır.
KeşfetHızlı hareket eden ya da güçlü bir kütleye yakın bir saat, sana göre daha yavaş işler. Zaman mutlak değil, görelidir.
KeşfetHiç uzaya çıkmadan, yalnızca iki şehirdeki gölge açısını ve aralarındaki mesafeyi kullanarak Dünya'nın çevresi şaşırtıcı doğrulukta hesaplandı.
Keşfet